Tarihe Mâl Olmuş ve Ünlü Şahsiyetlerin Biyografileri

KimdirKimdir.com

Firdevsi Kimdir
Firdevsi Kimdir

FİRDEVSÎ (934-1020) İranlı şair. İslam edebiyatında destan türünün kurucusu ve İslam öncesi İran uygarlığının savunucusudur.

EbuT-Kasım Firdevsî, İran’ın Tus iline bağlı Taberan bucağında doğdu, Tus’ta öldü. Sâmanoğulla-rı sultanlarından Nuh b. Mansur ve Gazne Sultanı Mahmud dönemlerinde yaşadığı, onlarla yakm ilişkiler kurduğu, saraylarında kaldığı, kendi şiirlerinden ve onunla ilgili kaynaklardan anlaşılmaktadır. Yoksul bir köylü ailesinden geldiğini, geçim sıkıntısı çektiğini, üzüntülü günler geçirdiğini de şiirlerinde anlatır.

Firdevsî’nin şiire yaklaşımı çocukluğunda dinlediği halk öyküleri, söylenceler ve halk şiiriyle başlamıştır. Başka ülkelerin edebiyat ürünlerini, söylencelerini öğrenmek için birçok yer dolaşmıştır. Bir aralık Irak’a giderek Büveyhoğulları’ndan Sultan Bahaüddevle’nin sarayında kalmış, burada bulunduğu süre içinde Yusuf ve Züleyha adlı mesnevisini yazmıştır. Bir süre sonra Bağdat’a giderek adı geçen yapıtım 996’da İsmail el-Muvaffak’a sunmuş, 999’da İsfahan’a giderek, emir Ahmed b. Muhammed’in sarayında kalmıştır.

Şairlik sınavı
Firdevsî’nin bu gezilere çıkışı da birtakım söylentilere dayanmaktadır. Yaygın bir söylentiye göre, Firdevsî oturduğu köyle ilgili bir iş için Gazne’ye giderek, Sultan Mahmud’a dilekçe vermek amacıyla, saraya varır. Sarayın bahçesine girince görevliler ona ne istediğini, kim olduğunu sorarlar. Bu sırada sarayın bahçesindeki havuzun başında, o dönemin ünlü ozanlarından, Ferruhî, Unsurî, ve Ascedî şiir üzerine tartışırken yanlarına yaklaşan Firdevsî’yi giyiminin düzgün olmayışı nedeniyle küçümserler. Onun da şair olduğunu anlayınca, kendileriyle sınava girip giremeyeceğini sorarlar. Firdevsî olumlu karşılık verince, o çağın İran dilinde “şen” ekiyle biten ve dördüncüsünün bulunamayacağı sanılan “rûşen” (parlak),- “gülşen” (gül bahçesi), “cûşen” (zırh) sözcükleriyle uyaklı üç dize söylerler, gene “şen” ekiyle biten dördüncü dizeyi de Firdevsî’nin bulmasını isterler, Firdevsî eski İran söylencelerinde bir yiğitin adı olarak geçen “Pûşen” sözcüğü ile biten dördüncü dizeyi söyleyince, ozanlar onun güçlü bir şair olduğu kanısına vararak durumu Sultan Mahmud’a bildirirler. Böylece bu başarısından dolayı Firdevsî de, Sultan Mahmud’un sarayındaki konuklar arasına girer, şiir tartışmalarına katılır.

Şehnâme
Firdevsî’nin Sultan Mahmud için yazdığı Şehname eski İran söylencelerini, halk öykülerini/yiğitliklerini konu edinir. Firdevsî, kendinden önce gelen İran şairlerini, Hudayname adlı İran tarihini, Zerdüşt dininin kutsal kitabı sayılan Avesta’yı, Arap yazar ve şairlerini, Kuran’ı, İran-Arap savaşlarıyla ilgili yapıtları incelemiş, özellikle eski Iran uygarlığı ile İslam dininin biçimlendirdiği Arap uygarlığım karşılaştırmayı amaçlamıştır. Firdevsî’ye göre İran’ı kılıçla yenen Arap ordularının yenemeyecekleri büyük bir güç vardır, o da Araplar’mkinden çok daha eski ve verimli olan Iran uygarlığıdır. Şehname olaylara bu açıdan bakan bir görüşün savunmasıdır.

Firdevsî’nin düşünceleri, yaşam anlayışı, insan ve evren sorunlarına bakışı, benimsediği görüş, Şehnâme’de dağınık olarak sergilenmiştir. İnsanla ilgili bütün eylemleri doğruluk, yiğitlik, erdem ve iyilik gibi değerlerden kaynaklandıran Firdevsî’ye göre başarı kazanmak için doğruluktan ayrılmak, başkalarını tuzağa düşürerek üstünlük sağlamak, güçsüzleri ezmek, en elverişli durumlardan yararlanmaya çalışmak erdemle, yiğitlikle bağdaşmaz.

Yaşama bakışı
Firdevsî’nin benimsediği yaşam anlayışının odağını iyimserlik oluşturur. Ona göre insan mutlu olmak için yaşar, yaşamın başka bir ereği yoktur. Mutluluk da acılara, üzüntülere, yaşamın geçici eğilimlerine kapılmamakla sağlanır. İyiliğin, iyimserliğin üstesinden gelemeyeceği bir olay yoktur. İyimserliğin özü erdemdir, erdem ise doğruluk ve insanlık demektir, toplum içinde insanın davranışlarına yön veren, başkaları konusundaki düşüncelerini biçimlendiren bir değerdir. Firdevsî’nin şiirinde çok geniş bir yer kaplayan iyilik, güzellik, erdem ve yiğitlik gibi kavramlar, eski İran düşüncesinin, özellikle Zerdüşt inançlarının odağım oluşturur. Zerdüşt’ün Avesta ’da bulunan şiirlerinde en çok işlenen ve bütün insanlara öğütlenen temel değerler de bunlardır. Firdevsî Şeh-nâme’de bu değerleri insan davranışlarının değişmez ilkeleri diye yorumlar.

İnsan anlayışı
Firdevsî’ye göre insan yeryüzünde konar-göçer bir varlıktır. Bütün öteki varlıklar gibi onun da bir sonu vardır. Yaşam, başlangıcı doğum, sonu ölüm olan iki sınır arasındaki süredir. İnsanın üstünlüğü, değeri, edindiği bilgiyle sağlanan olgunluktadır. Olgunluk ise başkalarına iyi davranmayı, yardım etmeyi, güler yüz göstermeyi, alçakgönüllü olmayı gerektirir. insan ölümlüdür, ancak büyük kahramanlar, büyük başarı sağlayan kişiler ortaya koydukları ürünlerle, örnek davranışlarla ölümsüzlüğe ulaşabilirler. Bu nedenle başarı ölümü yener.

Firdevsî’nin üzerinde durduğu bir başka konu da İslam inançlarının eski İran uygarlığı karşısında yıkıcı bir nitelik taşıdığı görüşüdür. Ona göre İran çok eski ve evrensel bir uygarlığın yaratıcısıdır. Oysa İslam diniyle İran’a giren Arap düşüncesi köksüzdür, verimli ve geliştirici değildir. Arap düşüncesi içeriğe önem vermeyen bir biçime dayanır, bu nedenle İran toplumunun yapısına, düzenine, yönetim -ilkelerine aykırıdır. Biçime dayanan bir toplum anlayışı, insanın özgürlüğüne, düşünme yeteneğine, yaratıcı gücüne gereken değeri veremez. Firdevsî .bu konudaki görüşlerini açıklarken Arap insanının yaşama anlayışından, davranış biçiminden yola çıkar:

Deve sütü içip kertenkele eti yiyen
Arap öyle azdırmış ki işi
Göz koymuş İran’da Sasaniler’in tahtına
Tuu yüzüne ey dönek felek tuu…

Bu dizelerle sergilenen düşünce, çok kısa bir geçmişi olan Arap yönetiminin, binlerce yıl eskiye giden İran uygarlığı karşısındaki olumsuz tutumunu içerir. Firdevsî burada Iranlı olmanın bilincini ortaya koyar, şiirine, bağımsızlığı erek edinen bir içerik kazandırmaya çalışır. Onun bu konuda ne denli tutarlı olduğunu Şehnâme’nin dili göstermektedir. Kimi araştırıcılara göre yüz bin dizeyi aşan bu yapıtta kullanılan Arapça sözcüklerin sayısı üç yüzü geçmez, bunlar da İslam dininin etkisiyle Farsça’ya girmiştir.

Yapıtlarının önemi
Firdevsî ele aldığı konuları işlerken, sürekli olarak bağımsızlık görüşü çevresinde, dolaşır, bu görüşü düşüncenin odağı durumuna getirir. Onun bağımsızlık anlayışı toplumcu değil, bireyci bir nitelik taşır, yapıtında işlediği kahramanlara böyle bir görüş açısından bakar.

Firdevsî’nin yapıtları biri edebiyat, öteki uygarlık tarihi olmak üzere, iki bakımdan önemli sayılır. Konuya edebiyat tarihi açısından bakan araştırıcılara göre, Firdevsî destan türünün kurucularından biridir. Destan türüne getirdiği başlıca yenilik de İran ulusunda bağımsızlık bilincinin uyanmasına yarayacak düşünce öğelerini sergilemesi, destanı yalnız söylencelerle değil de, yaşanmış gerçek olaylarla örmesidir. Bu özellik, onun, destanını belli bir ereği göz önünde tutarak yazmasından kaynaklanır. Şiir dili sağlam, söyleyişi akıcı, dizeleri arasında anlam bütünlüğü sürekli ve ele aldığı olaylar birbirine bağlıdır. Şiirde yer yer abartmalı buluşlarla iniş çıkışlar görülür, olağan bir olaydan birdenbire olağanüstü bir ortama geçilir, şiirin bütününe anlam, ses ve uyum egemen olur. Bu destan türü İslam edebiyatında yenidir.

Uygarlık tarihi açısından bakıldığında, Firdevsî yeni bir inancın çevresinde toplanan güçlerin saldırısına uğrayan eski bir uygarlığın savunucusu olarak ortaya çıkar, savunmasını somut örnekler göstererek sürdürür. Verdiği örnekler arasında inanç varlıkları, halk deyimleri, atasözleri, halk şiirinden alınmış dizeler, halk masalları, söylence ürünleri geniş bir yer tutar.

Firdevsî, İslam ülkelerinde, destan türünün tek ve erişilmez örneği sayıldığından çağlar boyunca etkisini sürdürmüş, birçok destanın yazılmasına olanak sağlamıştır. Onun Şehname’sinde adı geçen Rüstem, Feridun, Gâve, Dârâ, Flusrev gibi kahramanlar sultanları övmekte örnek olarak alınmış, değişmez birer övgü öğesi olarak kullanılmıştır. Firdevsî’den en çok etkilenen İran ve Osmanlı şairleridir. Özellikle Divan şiirinde Firdevsî’nin kahramanları değişmez örnekler niteliğindedir. Gerek Doğu’da, gerekse Batı’ da Firdevsî’yi ve yapıtlarını konu edinen pek çok çalışma yapılmış, yapıt yayımlanmıştır. Kimi araştırmacılar, onu eski Iran dilinin yeniden yaratıcısı sayarlar.

• YAPITLAR (başlıca): Şehnâme, (ö.s.), 1859, (çev. 1967), Yusuf ve Züleyha, (ö.s.), 1908.

• KAYNAKLAR: T. Nöldeke, Das iraniscbe Nationalepos, 1920; J.Rıpka, Iranische Literaturgeschichte, 1959.

Türk ve Dünya Ünlüleri Ansiklopedisi

Reklam Alanı

Biyografi Detayları
  • Burç: -
  • Meslek: -
  • Doğum Tarihi: -
  • Ölüm Tarihi: -
  • Doğum Yeri: -
  • Ölüm Yeri: -
  • Ekleyen: admin
  • Tarih: 28/10/2014
  • Kategori: Genel
  • Görüntülenme: 958

Reklam Alanı

© Kimdir
%d blogcu bunu beğendi: